SGK’nın istirahat alan işçilerin işverenlerine ceza kesmesi yasal değildir
Sosyal Güvenlik Kurumu yine hastalığını depreştirdi ve Bütçe rakamlarını belirlenen rakamdan daha fazla aşmamak adına şimdi de işçilerin istirahatlerine yasadışı uygulama başlattığı gibi bir de kanunsuz suç ve ceza uygulayacağını ilan etti. Normal şartlarda suç ve ceza kanunlarda tanımlanır ve kanuni olarak uygulanır. SGK yayımladığı tebliğ ile hem istirahat alan sigortalıların işverenlerine kanunsuz uygulama getirdi hem de ceza…
Sayın Ziya Perver, SGK’nın yeni bir çalışma ile istirahatli işçinin çalışmazlık belgesini göndermeyen ve geç gönderen işveren hakkında cezai bir işlem başlattı. Bu karar ne kadar doğrudur? Hukuki midir? İşveren her halukarda çalışmazlık belgesini zaten düzenliyor.
Çünkü işgöremezliğin ödenmesi için işlem yapılıyor ve çalışmazlık belgesi de aynı anda yapılıyor. Ayrıca SSK’ya bunu eksik gün bildirimi ile de bildiriyor. Her halde maksat sırf gelir tahsilatı yapmak ama bunu keyfe keder karara dayandırmak. İş ne yapsak da işverenden nasıl para koparsak mantığına gidiyor. Bu kararın kaldırılması biz uygulayıcılar açısından
önemli. Sizlerin bu konudaki beyan ve düşünceleri oldukça önemli. Sizlerin de desteğini bekliyoruz. Yusuf Cerrahoğlu
12 Mayıs 2010 günü Resmi Gazetede yayımlanan “İstirahatli Olan Sigortalıların İşyerinde Çalışmadıklarına Dair Bildirimin İşverenlerce Sosyal Güvenlik Kurumuna Gönderilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” de yasaya aykırı bir şekilde kanunda olmayan uygulamalar getirdiği gibi kanunda olmayan cezaları işverene vereceğini ilan etmiş durumda. Bilindiği üzere yasada yazmayan cezalar yönetmelik veya tebliğ ile düzenlenemez ama SGK bu yasaya uymayı pek sevmez.
***Yasadışı tebliğ ve yasadışı ceza
SGK 12 Mayıs 2010 günü Resmi Gazetede yayınlattığı, “İSTİRAHATLİ OLAN SİGORTALILARIN İŞYERİNDE ÇALIŞMADIKLARINA DAİR BİLDİRİMİN İŞVERENLERCE SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA GÖNDERİLMESİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA TEBLİĞ” ile istirahatli sigortalılar için işverenlerin yapacağı iş ve işlemleri değiştirdi ama bir de yasadışı ceza getirdi.
Tebliğe göre; SSK’lı işçi çalıştıran işverenler, istirahatli sigortalıları için istirahatli oldukları sürelerde işyerinde çalışmadıklarına dair işverenlerce elektronik ortamda Kuruma bilgi göndermekle zorunlu tuttu.
Ancak, getirilen düzenleme hayatın olağan akışına aykırı,
Düzenlemeye göre; 10 günden kısa süreli istirahatlarda istirahatın bittiği günü, on gün ve daha uzun süreli istirahatlarda onar günlük sürelerin bittiği ve son on günlük süreden arta kalan istirahat süresinin bittiği günü, takip eden 5 işgünü içinde, İşveren www.sgk.gov.tr deki işveren menüsünden, elektronik ortamda bildirmek zorundalar.
Bu gönderimi 5 gün içinde usulüne uygun yapmayan işverenlere de 5510 sayılı Kanunun 102 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendine göre idari para cezası uygulanacaktır demektedir.
Ancak, düzenleme sorunlar içeriyor en başta çalışanlar istirahatlerini süresi içinde işverene bildirmeyebiliyorlar. Bu SGK’yı ilgilendirme dense bile esas sorun 10 günden fazla süreli istirahatler hastaneler ve doktorlar tarafından 10’ar günlük olarak yazılmıyor. Hastalığın bitiminde geriye doğru 1 aylık veya 2 aylık veriliyor. Bu durumda işveren de 10’ar günlük olarak istirahat giremeyecektir. Bu durumda işverenler hekimler tarafından daha düzenlenmemiş raporları internet ortamında SGK’ya nasıl bildirecekler?
Tebliğ ile 5510 sayılı Kanun’un 102 inci maddesinin (i) bendine göre ceza yazılacak diyor. Ceza yazılacak denen (i) bendinin dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 100 üncü maddesidir. 100 üncü madde, kayıtdışı çalışmanın kayıt altına alınabilmesi için ilgili kurum, kuruluş ve kişilerden bilgi-belge istenmesi ile ilgilidir. Zaten, sigortalı işçi çalıştıran ve çalıştırdığı sigortalı istirahat alan işverenlerle ilgili değildir. Bu sebeple, hem bahsettiğimiz,
“İstirahatli Olan Sigortalıların İşyerinde Çalışmadıklarına Dair Bildirimin İşverenlerce Sosyal Güvenlik Kurumuna Gönderilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” ile işverenlere bildirim için süre getirilmesi ve süre içinde bildirim yapmayan işverenlere ceza uygulanması tamamen yasadışıdır.
***Genelgeyle durumu düzeltmeye çabalıyorlar
SGK çalışanları, Kanun, Yönetmelik, Tebliğe göre değil Kurum Başkanlığı tarafından kendilerine gönderilecek genelge ile hareket edebilirler. İşte bu sebeple SGK şimdi konuyla ilgili genelge hazırlamaya çalışıyordu ve perşembe günü .2010-66 sayılı genelgeyle durumu hafifletti ve şimdi SGK memurlarının zaten başlarından aşkın olan işlerine yeni bir iş daha ekledi.Genelgeye göre süresince giriş yapmayan işverene, önce yazılı bir tebligat yapıp giriş yapması istenecek, tebligatı aldığından itibaren 5 gün içinde veri girişi yapmasını aksi halde ceza uygulanacağını ifade edecekler. Bir deli kuyuya taş atıyor, sonra kırk akıllıya iş çıkarıyor...
SSK’dan mahkemesiz emekli olamazsınız
Yıllardır Ticaret yapan Atölyeleri olan yanında onlarca kişi çalıştırmış Amasya’nın sayılı müteşebbis iş adamı olmama rağmen bugün iflas etmiş, 2005 den beri mağdur olan bir insanım. Bize yanlış yol gösteren muhasebecim sayesinde 01.01.2007 tarihinde emekli olmam gerekirken 40 aydır EMEKLİ olamadığım gibi hala maaşımda bağlanmadı.
1960 doğumluyum.1982’den beri SSK’ya ödenmiş 3448 günüm var. Bağ-Kur'a 10 yıl ödenmiş hizmetim var. Toplam en az 7048 günüm ödenmiş primim var.SSK’dan emeklilik için 46 yaş, 25 yıl, 5150 günüm 1.1.2007 tarihinde dolduğu ve emekli olmam gerekirken 31.12.2005 tarihinde vergi dairesi kaydım RESEN TERK edildiği halde sırf şirket ortağı gözüktüğüm için Ticaret sicil kaydım devam ediyor diye niçin emekli edilmiyorum.Ticari faaliyetim yok, BAĞ-KUR neden Vergi Dairesinin Resen terk ettiğimiz kaydını gözönüne alıp Bağ-Kur üyeliğinden çıkarmıyor, sadece şirketi tasfiye edecek paramız olmadığı için sicil kaydım devam ediyor.
SSK’ya 2006-2007-2008-2009’dan itibaren defalarca sözlü yazılı hizmetlerimin birleştirilmesi için müracaat etmeme rağmen emekli olamadım. 2008’de eşimin adına sosyal yardımlaşma fonundan 15.000 tl kredi kullanarak tavuk döner dükkanı açtık. Maliyeciler illa bir sigortalı göstereceksiniz diye beni sigortalı gösterdiler. Ben emekliliğimi bekliyorum dediysem de beni 2008 ve 2009 da bazı aylar kerhen sigortalı gösterdiler. Şu an lokantayı da kapatacağız. İki üniversitede okuyan 4 çocuğum var ve çok çok bunaldım.SSK şartlarına göre bütün şartlarım var ama Bağ-Kur’dan dolayı emekli olamıyorum.Ticaret Sicil kaydımı sildiremediğim için hala Bağ-kur kapsamında kalmışım. 01.05.2008’den sonra BAĞ-KUR gözükmesem çoktan emekli olacağım. 31.12.2005’de Vergi Dairesinden ilişiğimi şahsi olarak ve şirket olarak kaydımızı terk ettik.
Resmi kurumlara aşağıdaki dilekçeyi gönderdim. Aylardır cevap alamadım.Sizin yazılarınız içinde de buna benzer bir yazı bulamadım veya anlayamadım. Sizin Tecrübelerinizden yararlanmak istiyorum. Mehmet Kutluk
Muhterem okurum, vergi kaydı olmadığı halde şirket kaydı halen Ticaret Sicilde kayıtlı ise Bağ-Kur sizi terk gösteremez. Emekli olabilmenizin tek yolu dava açmaktır. Ancak, yazınızdan SSK’ya emeklilik dilekçesi verip vermediğinizi anlayamadım. Şayet sadece sözlü başvurular yapmışsanız şimdi SSK’dan emeklilik için dilekçe verin reddedilince İş Mahkemesinde dava açın, davayı kazanında başvurunuzdan sonraki birikmiş tüm emekli aylıklarınızı da toplu alırsınız. Daha önce mesela 2007 yılında SSK’ya emeklilik dilekçesi vermişseniz hemen şimdi gidip iş mahkemesinde dava açın. Size örnek bir Yargıtay kararları da veriyorum.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
E: 1998/10-266, K: 1998/281, T: 15.04.1998
* SATAŞMANIN ÖNLENMESİ
* BAĞ-KUR ÜYELİĞİNİN İPTALİ
Davacının SSK´na tabi çalışmalarına ait bildirimleri olduğu da anlaşılmıştır. Davacı fiilen Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalı işte çalıştığına göre, dava tarihindeki çalışmaları yönünden Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalı olarak, bunun dışında kalan 1993 yılında ise Bağ-Kur üyesi olduğunun kabulü gerekir. (506 s. SSK. m. 3, 85) (1479 s. Bağ-Kur K. m. 24, 25, 35)
Taraflar arasındaki "sataşmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Artvin Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 30/1/1997 gün ve 1995/283 E-1997/27 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekil tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12/6/1997 gün ve 1997/3636-3520 sayılı ilamı ile; (... Davacı Tekin Yunus Arifağaoğlu 31/12/1989 tarihinden itibaren Bağ-Kur Üyesi olmadığını ve Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi çalışmaları olduğunu, ortağı olduğu şirketin 1993 yılı hariç faaliyeti bulunmadığını belirterek 31/12/1989 tarihinden sonraki devrede Bağ-Kur üyeliğinin iptalini istemiştir.
Daha önce mahkemece isteğin kabulüne dair verilen kararın Bağ-Kur vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 9/11/1995 tarih 1995/9401-9465 sayılı ilamı ile özetle; davacının Meta İnşaat Turizm ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı olduğu şirketin faaliyet durumunun araştırılması ve delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle bozulduğu mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyduğu anlaşılmaktadır. Dosya içeriğine göre ise, Borçka Mal Müdürlüğünden gelen 12/3/1996 tarihli cevabı yazıda Meta İnşaat Ticaret Sanayii Limited Şirketini 17/6/1988 tarihinden itibaren KA-110264 nolu Kurumlar Vergisi yönünden vergi mükellefi olduğu 1988, 1990 ve 1991 yıllarında şirketin faaliyetinin olmadığının 1989 ve 1992 yıllarında beyanname verildiği ve beyannamede faaliyet olmadığı için Kurumlar vergisi tahakkuk ettirilmediğinin bildirildiği görülmüştür. Diğer taraftan davacının 1/5/1991 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi çalışmalara ait bildirgesi, 1/8/1992 de Nazım Arifoğluna ait işyerinde işe girişine ait giriş bildirgesi ve Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalı işte çalıştığına göre bildirimler olduğu anlaşılmaktadır. Davacının ortağı olduğu şirketin 1993 yılı hariç faaliyeti olmadığı, görülmektedir. Bu itibarla, davacı, 31/8/1989 tarihinden dava tarihine kadarki devredeki çalışmaları yönünden Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi sigortalı olarak bunun dışında kalan 1993 yılında ise Bağ-Kur üyesi olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
***
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
E: 2003/3998, K: 2003/4763, T: 09.06.2003
* ÇİFTE SİGORTALILIK
* SİGORTALILIĞIN ÇAKIŞMASI
* SİGORTALILIĞIN ARAŞTIRILMA YÖNTEMİ
Sosyal Güvenlik Sistemimizde çifte sigortalılık söz konusu olmadığından her iki Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi sigortalılığın çakışması halinde baskın çalışmanın geçtiği Kurumdaki çalışmaya öncelik tanınması gerekir. (506 s. SSK. m. 2) (1479 s. Bağ-Kur K. m. 24, 25)
“…Sosyal Güvenlik Sistemimizde çifte sigortalılık söz konusu olmadığından her iki Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi sigortalılığın çakışması halinde baskın çalışmanın geçtiği Kurumdaki çalışmaya öncelik tanınması gerekir. Somut olayda; davacının Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamındaki zorunlu sigortalılığı uyuşmazlık konusu olan devredeki Bağ-Kur sigortalılığına dayanak oluşturan vergi kaydının niteliği ve beyan edilen gelirler de araştırılmalıdır…”